Hz. Mevlana küçük yaştan itibaren din eğitimi almıştır. Din eğitimi veren kişiler içinde veli zatlar da vardı. Hz. Mevlana Türkçenin yanı sıra Arapça, Farsça, Rumcayı da çok iyi bilirdi. Bu dillerin ilim dilini de çok iyi bilirdi. Hadislerin ve ayetlerin yorumunu yapmasında bu bilgisinin büyük rolü vardır. Hz. Mevlena Selçuk Üniversitesi rektörü ve hocasi idi. İslam ilimlerinde en zor ilim hadis ilmidir. Hz. Mevlana hem hadis hocası hem tefsir hıcasıydı. Onun insanlara bakış tarzı daima bir müslümana yakışan en yüce mevkiydi. Hz. Mevlenanın hayatının ilk döneminde mana bilimleri açılmadan evvel islami ibadetlere saygı bakımından dört dörtlüktü. Ama Allahın asıl görmek istediği şey Hz. Mevlenanın mana sahnesindeki patlamasıdır. Bu mana sahnesine adım atabilmesi için bir başka velinin Cenabı Hak tarafından tayin edilmiş bir kişiye nazar etmesi mana alemine geçmesini sağlar. Nazarın dışında bir hadise daha vardır : Dünyayı terkedebilmek. Hz. Şemsin hocası yetiştirdiği her biri mükemmel mana talebesi olan müritlerine Celaleddin isminde bir zattın irşad edilmesi murad edildi. “Hanginiz talipsiniz der?” Hz. Şems talip olur. Hocası onu görevlendirir. Hz. Şems mükemmel bir mürşitti. Bir gün Hz. Mevlena evine giderken Hz. Şems karşısına çıkar ve ona nazar atar. Hz. Mevlena o anda bütün dünyasının yeniden yapılandığını hisseder. Hz. Şemse misafirim olun der. Hz. Şems ise sen benim kahrımı çekemessin der. Hz. Mevlena elimizden geleni yaparız der ve onu evinin baş köşesinde misafi eder. Hz. Şems Hz. Mevlena yı gerçek kulluğa götürmek istiyordu. Gerçek kulluk kendi gönlünde nefsin bütün silüetlerini kaldırıp Cenabı Hakka hazır hale getirmektir. Hz. Şems Hz. Mevlena ya ilk dönem bu eğitimi verdi. Bu eğitimi verirken Hz. Mevlena nın o gün için dünya tutkusu sayılabilecek olan 2 önemli hadise vardı. Bunları kaldırdı. Bunlardan biri Mevlananın hocalığı idi. Nefsin tamamen arınması lazımdı. 2. tutkusu kütüphanesi idi. Hz. Şems sen bunlarla mı meşguldün der ve onları da aradan çıkarır. Sonra Mevlana artık mesajların satırlarda değil gönüllerde olduğunu sezmeye başladı. Hz. Şems Hz. Mevlenayla gönülden gönüle eğitime başlamıştı.
Halk bir gün Hz. Mevlenaya şöyle bir soru yöneltir. “Hz. Şems gelmeden evvel dört dörtlük bir mümindin. Hocaydın, rektördün. Sen her şeyi biliyordun. Sen Hz. Şemsden ne öğrendin?” Hz. Mevlena “Evet dedikleriniz doğrudur. Ben Hz. Şemse rastlamadan önce üşüdüğüm zaman ısınıyordum Şemsden sonra artık ısınamıyorum. Çünkü Şems bana bir şey öğretti. Yeryüzünde birtek mümin üşüyorsa ısınma hakkına sahip değilsin. Ben de biliyorum ki yeryüzünde üşüyen müminler var. Ben bu yüzden ısınamıyorum. Eskiden açken bir tas çorba içince doyuyordum. Ama şimdi hiç bir şey bana besin hazzı vermiyor. Biliyorum ki açlar var. İşte Şems bana bunu öğretti.” Bu öğrettiği şey de Peygamber Efendimizin ahlakıydı. Efendimizin en hikmetli taraflarındandı. Hz. Mevlena Muhammedi ahlakla ahlaklanmıştır.
Bir gün Hz. Mevlena Hz. Şems ve Sultan Veled gönülden gönüle sohbet ederken kapı çalar. Hz. Şems yerinden fırlayarak “Ayrılık zamanı geldi bize müsade der ve kapıyı açar açmaz 8-10 eşkiya kılıklı kişi Hz. Şemse saldırırlar. Hz Mevlana bir ah sesi işitir. Koşuşan bir takım adamlar görülür. Kapının önü kan izleriyle doludur. Kan izlerini takip ederler. Bi yerde çokça kan görürler. Yerdeki kan miktarı bir insanın bir adım dahi atmasını imkansız kılacak kadar çoktur bu yüzden Hz. Şemsin ölüp ölmediği bilinememiştir. Hz. Mevlena son nefesine kadar Şems gelebilir diye beklemiştir. Hz. Şemsle ayrıldıktan sonra Hz. Mevlenanın hayatının 3. perdesi başlamıştır. Ondan evvelki hamlık devri, 2. sini pişme devri, 3. devri yanma devridir. Hz. Mevlenanın raksının titreşimi 3. devrede başlamıştır. Şems aradan çekilmeliydiki Hz. Mevlena gönlündeki Allahı bulabilsin. Hz. Mevlena Şemsin ayrılık acısına dayanamıyordu. İçi yanıyordu. Diyordu ki “Allahım Şemsle mana alemlerini gördükten sonra bu dünyaya tekrar nasıl dönebilirim? Nasıl yaşantıma devam edebilirim?” Mevlana gün geçtikçe eriyordu.Yemiyordu, içmiyordu. Halk Hz. Mevlena öldü ölecek dedikleri zamanda Hz. Mevlena gönlünde yavaş yavaş ilahi aşkı sezmeye ve Şemsin sedasını duymaya başladı. Şemsin fotoğrafı gönlüne tecelli etti. Bu ona yepyeni bir dirilik verdi. Bu dirilikle öyle bir dinçliğe kavuştu ki bedeni sanki yenilendi. İlahi aşkı insanlara aktarmaya başladı. Bildiğimiz eserlerini bu dönemde yazmıştır.
Büyük insan, büyük mürşid Hz. Mevlena yaşadığı devrin kutpuydu. Geride çok güzel eserler bırakmıştır. Mesnevi bunlardan en çok bilinenidir. Hz. Mevlenaya sadece Müslümanlar değil tüm dünya milletleri hayrandır.
17 Aralık 1273 te hayata gözlerini yumdu ve çok sevdiği Allaha kavuştu. O ölüm gününü düğün günü olarak nitelemiştir.
Allah ondan binlerce kez razı olsun. Bizleri de onun şefaatine nail etsin.
Kaynak: Veliler Deryasından Katreler Haluk Nurbaki
Hz. Mevlana
Şubat 14, 2009 mooncell tarafından